Yakınsama ve Endüstri 4.0

April 15, 2018

Yakınsama, günümüz dünyasının en önemli kavramlarından birisi haline geldi. Geleneksel olarak ayrı kulvarlarda tanımlanan teknolojiler, iş modelleri ve sektörler önce etkileşime geçmeye, sonrasında birbirlerine çözümler ihraç etmeye ve hatta direkt rekabet içine girmeye başladı. Örneğin ilk yıllarında karasal üretim ekseninde gelişen rüzgar enerjisi sektöründe, çok daha yüksek potansiyel sunan deniz-okyanus üzeri (offshore) santraller gitgide pastanın daha büyük bir kısmını oluşturmaya başladı. Bu dönüşümde petrol-doğalgaz sektörünün offshore üretim platformlarında uzun zamanda edindiği bilgi ve tecrübenin ödünç alınması kritik bir rol oynadı. Fosil yakıt devrini bitirmeyi kendine misyon edinmiş bir akımın en önemli temsilcilerinden birisinin, rakibinin omuzlarında yükselmesi yakınsamanın bir cilvesi olsa gerek. Teknolojik gelişmeler artık coğrafi ve sektörel sınırları görünmez hale getiriyor. Bu paralelde dünün rakiplerinin bugünün ortakları olması kadar, ilgisiz gibi görünen alanlardaki oyuncuların bir anda kendilerini birbirleriyle rekabet eder halde bulmaları da normalleşmiş durumda.

 

Endüstri 4.0 devrimi de bazısı bir nebze daha sivrilmiş ancak son tahlilde hepsi başarı için gerekli birçok farklı teknolojinin bileşkesi olarak şekilleniyor. Yapay zeka, büyük veri analitiği gibi teknolojilerin birçoğu esasen farklı alanlardaki problemleri çözmek için geliştirilmeye başlandığı halde yakınsama sayesinde Endüstri 4.0’ın vazgeçilmez unsurları olmuşlardır. Öyle ya, nümerik analiz alanından doğan müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) kişisel pazarlama ve ürün geliştirmeyi başarıyla dönüştürdüyse, aynı yöntem üretim verileri üzerinde de uygulanamaz mı? Ya da insansı robotlar yaratma hayaliyle ortaya çıkan yapay zekadan faydalanarak, kusursuz ürünler üretebilmek adına kendi kendini ayarlayabilen makinalar ve hatlar yapabilir miyiz?

 

Her iki sorunun yanıtı evet olduğu gibi, sanayinin benzer yüzlerce sorusunun cevabı da disiplinlerarası teknolojilerde saklı. Burada göz önünde bulundurulması gereken mühim bir husus bu teknolojilerin her gün geliştiği ve farklı olanaklar sunabildiği gerçeği. Örneğin üç sene öncesinin yapay zeka teknolojisi ile bugününki birbirinden çok farklı bir noktada.

 

İnsan gibi düşünebilen ve her durumda en ideal kararları kendisi alabilen otonom üretim sistemleri, siber fiziksel sistemler (SFS) olarak anılıyor. SFS’leri anlayabilmenin belki de en kolay yolu, metaforik çıkış noktaları olan “insan” ile benzerliklerini ortaya koymaktır. Beş duyumuzun eşleniği endüstriyel sensörler, etrafımızdan topladığımız veri ve sinyalleri işleyen beynimizin karşılığı da akıllı üretim sistemleri olarak düşünülebilir. Bu altyapıya önceki tecrübelerinden ders alma, görevini her yapışında daha iyi performans sergileme, kısacası “öğrenebilme” özelliği de ekleyebildiğimizde devrim tanımlamasının hakkını veren yapılar oluşturabileceğiz.

 

SFS’lerin üretimdeki tüm süreçleri matematiksel bir kesinlik ve senfonik bir uyumla kurgulama vaadi, bu dalganın yeni endüstri devrimi olarak tanımlanmasının da en büyük nedeni. Dahası SFS’ler yalnızca üretim sahasıyla da sınırlı kalmayacaklar. Nihai hedefi sürekli ve bütünsel optimizasyon olan bir sistem doğal olarak fabrikayı merkezine oturtarak tüm değer zincirini kapsamına alacaktır. Tedarik zinciri teorisi; tedarikçi, üretici, toptancı ve perakendecilerin iş süreçlerini birbirinden bağımsız optimize etmelerinden daha iyi olan mutlak çözümün, tüm zincirin ortak optimizasyonu olduğunu söyler. Bir şirketin tamamiyle ideal süreçler çalıştırmasının önündeki engeller hesap edildiğinde, bu hedefe bütünsel bir biçimde ulaşma gayesi işi bir kat daha zorlaştırıyor. Bu noktada hammaddeden müşteri deneyimine kadarki tüm değer zinciri üzerinde kusursuz bir bilgi, malzeme ve para akışı sözkonusu. Üstelik değişen pazar şartları ve müşteri beklentileri de düşünüldüğünde hareketli bir hedefi tutturmak durumundayız.

Problemin karmaşıklığından çekinip eksik ve hatalı tanımlamalar yapmaktansa, tüm unsurları net bir şekilde ortaya koymak ve stratejiyi bu doğrultuda belirlemek geniş kabul gören bir felsefe. Endüstri 4.0’a ulaşma, yahut başka bir ifadeyle SFS’ler oluşturma amacıyla yönetilebilir alt üniteler oluşturulduğu vakit, çare niteliğindeki teknolojiler de daha belirgin hale gelecektir. Bu da bizi yeniden yakınsama kavramına döndürüyor.

 

Bir SFS tabandan yukarıya temel olarak dört adımda oluşturulabilir ve tüm bu adımlarda faydalanılacak vizyon ve teknolojiler sektörden bağımsız olarak aşağı yukarı belirgin hale gelmiş durumdadır. Bu adımları doğru değerlendirmek adına Endüstri 4.0 kavramını nesnelerin interneti  (IoT) hareketinin bir alt kümesi olarak düşünebilir, ek olarak dünyada yaygın olarak kullanılan endüstriyel nesnelerin interneti (IIoT) eşanlamlısını aklımızın bir köşesinde tutabiliriz.

 

Herşeyden önce değer zinciri üzerindeki tüm unsurları birbirine bağlayan ve bunlardan veri toplayan bağlanabilirlik teknolojilerine ihtiyacımız vardır. Bu adımın belirleyici öğelerinden birisi geleneksel otomasyon protokollerin yerine geçmekte olan MQTT, DDS, HTTP gibi IIoT protokolleridir. Öne çıkan diğer öğeleri sınır bilişim (edge computing) ve elbette bulut bilişim olarak sayabiliriz.

İkinci adımda toplanan verilerin analiz edildiği ve CRM örneği üzerinden bahsettiğimiz Büyük Veri Analitiği başroldedir. Bu aşama gerçekleştirildiğinde elde edilecek temel yetkinlikler dijital dönüşüm başlığı altında tüm iş süreçlerinin uzaktan izlendiği, sahadan verilerin otomatik olarak toplanıp analiz edilebildiği yapılar kurabilmek ve “dijital ikizler” oluşturabilmek olacaktır.

Üçüncü adım yukarıda bahsettiğimiz optimizasyon sürecidir ki, zaman içinde kendisini sahanın dışında olmasa da uzağında bulan endüstri mühendisliği disiplini bu süreçte veri analizi becerilerini üretimin kalbine işleyecektir. İş kurallarının yeniden yazıldığı, yönetilmek istenen her değişkenin sayısal hedeflerle ifade edildiği bir değişimdir arzu edilen. Yapbozun son ve en heyecan verici parçası da, teori ile pratiğin mükemmel uyumunu sağlayacak yapay zekaya sahip SFS’ler olacaktır.

Sonuç olarak Endüstri 4.0 yolculuğunda kullanılacak yol ve yöntemler her aşamada farklılık gösterse de, sektöre özel olduğu düşünülen problemlerin çözümleri farklı alanlarda yakalanabilir. Yeter ki bakış açımız geniş olsun.

Tags:

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Twitter Social Icon
Son Paylaşılanlar

November 9, 2016

Please reload