Dijital Dönüşüm için Sahaya inme Vakti

March 10, 2018

FPSO Network’un 2017 yılında yayınladığı Yüzer Üretim, Depolama ve Boşaltma (FPSO) analiz raporu, petrol ve doğalgaz sektörlerindeki lider firmaların üst düzey yöneticileri ile yapılan bir araştırmaya yer veriyor. Raporun en dikkat çekici noktalarından biri, ankete yanıt veren üst düzey yöneticilerin %70’inin, “faydaların belirsiz olması” ile “bilgi ve tecrübe eksikliğini” dijital çözümlerin hayata geçirilmesinin önündeki en büyük engel olarak görmeleri.

 

Milyarlarca dolarlık yatırımları finanse edebilecek nakit kaynaklara sahip büyük şirketlerin dahi dijital dönüşüme ihtiyatlı yaklaşımını farklı açılardan okumak mümkün. Devamlılığın hayati öneme sahip olduğu operasyonlarda alınacak riskin karşılığını net bir şekilde görememe durumu, yatırım gücünü elinde bulunduran firmaların hızlı hareket etmesine engel teşkil etmekte. Diğer yandan yakın bir geçmişte 30 doların altını gören petrol fiyatlarındaki göreceli artış, sektördeki “sinekten yağ çıkartma” aciliyetini şimdilik uzaklaştırmış gibi görünüyor. ABD hükümetinin sektörü destekleyici enerji politikalarının bu durumdaki payını da ifade etmek gerekir. Yine de birçok şirket, uzun vadede rekabet avantajını koruyabilmenin yolunun dijitalleşmeden geçtiğinin farkında.

 

Endüstri 4.0 ve Dijital Dönüşüm kavramları gündemdeki yerlerini koruyadursun, tüm ana sanayi kollarında 1-2 yıl önceki heyecanın biraz azalmaya başladığını gözlemliyoruz. Esasen abartılı beklentilerin, yerini gerçekçi durum analizlerine ve dijitalleşmenin sahaya nasıl indirilebileceği sorusuna getirilen analitik yaklaşımlara bıraktığı bir dönemi yaşıyoruz. Önümüzdeki süreçte bekle-gör taktiği izleyenlerden ziyade küçük ve orta çaplı dene-gör projeleri yapan şirketler bir adım öne geçecektir. Nitekim başta yenilenebilir enerji, ulaşım, havacılık, otomotiv ve tüketici elektroniği gibi sektörler olmak üzere dünya genelinde birçok fabrika ve tesiste başarılı uygulamaları görmeye başladık. Devrim niteliğinde bir sanayi dalgasını yakalamak, kaçınılmaz olarak bazı zorluklar ve uzunca bir öğrenme eğrisini de beraberinde getirecektir. Dolayısıyla, hızlıca somut neticeleri görülebilen ve sürekli iyileştirme odağı ile ilerleyen bir projeler silsilesi oluşturmak başarının anahtarlarından birisi olacaktır. Risk algısı yüksek ancak finansman gücüne sahip büyük oyuncularla, nispeten çevik KOBİ’lerin bu devrime adaptasyonları da farklılık gösterecektir.

 

İşte tam bu noktada süreçlere yönelik analitik yaklaşım bir kat daha değer kazanıyor. Endüstri 4.0, birçok mühendislik disiplinini bir araya getirerek operasyonel mükemmeliyetin ötesinde bir dünya, “düşünen ve yaşayan” sistemler oluşturma ülküsünü hedeflemekte. Fabrika sınırlarının ötesine uzanan bir vizyon kadar, büyük resmi gözden kaçırmadan hedeflere adım adım ilerlemek de önem arz ediyor. Yöneticilerin çizeceği stratejik yol haritaları üretim sahasında somut projelere dönüşmediği sürece, yapılacak çalışmalar uzun vadede birer anı olarak kalmaya mahkum olacaktır. “Aşırı mühendislik” tuzağına düşmeden, mümkün mertebe rakamsal ifadelerle edinilecek katma değerleri ortaya koymak ve temelleri sağlam oluşturmak gerekiyor.

 

Eğer Endüstri 4.0 devrimi, tüm tedarik zinciri boyunca satın almadan üretime, kaliteden müşteri deneyimine kadar her noktada sürekli veri toplayan; ham verileri anlamlı bilgiye dönüştüren; nihayet yapay zeka ve makine öğrenmesi gibi teknolojiler yardımıyla adeta bir insan gibi düşünerek en ideal iş sonuçlarına erişen sistemlerden oluşacaksa, bu yoldaki ilk etap da doğal olarak veri toplama ve analiz olarak öne çıkıyor. Bağlanabilirlik (connectivity) teknolojileri, sahadaki tüm ekipmanları ve veri üreten noktaları sistem mimarisi altında birleştirerek harç vazifesi gören kilit bir unsur. Bu yapılardan azami faydayı sağlayabilmek için “veri toplama ve analiz” tabirindeki ilk kelimeyi dijital veri, ikinciyi otomatik toplama olarak okumalı; sonuncuyu da Büyük Veri Analitiği ve optimizasyon algoritmalarını içerecek şekilde kurgulamalıyız. Aksi takdirde, bir dijital dönüşümden söz etmek de mümkün olmayacaktır.

Veri toplama ve analiz kısmını yolculuğun ilk etabı olarak düşündüğümüzde, sahada gerçekleştirebileceğimiz pilot projeler de zihinlerde canlanmaya başlayabilir. “Durum farkındalığı” gibi popüler deyimler de aslında bu yöne işaret etmekte. Bir araştırma şirketinin bulgusuna göre süreç yöneticileri vakitlerinin %80’ine yakınını sahadan bilgi toplamakla geçiriyorlar. Kalan zamanda topladıkları onca verinin içinde kaybolmadan sağlıklı kararlar alabilmek de haliyle ciddi bir mesleki beceri gerektiriyor. Zaten Dijital Dönüşüm’ün temel hedeflerinden birisi de toplanan verileri belirlenen performans kriterlerine göre raporlama işini otomatik hale getirmek ve yöneticilere daha uzun vadeli yatırımlar ile geliştirme çalışmalarını düşünebilecekleri bir alan yaratmaktır.

 

Üretim, bakım, kalite, planlama, enerji yönetimi ve benzeri süreçlerden herhangi birini seçip, sorunlu noktaları ve gereksinimleri ortaya koymak iyi bir başlangıç olabilir. Süreçler ve sistemler adım adım dijitalleşerek birbirine bağlandıkça ve sinerji yaratan optimizasyonlar hayata geçirildikçe, dönüşüm de olgunlaşmaya başlayacak ve büyük resim daha belirgin hale gelecektir.

 

Dijitalleşme sürecinde izlenecek yol, bu anlamda geleneksel yönetim şekillerinden fazla ayrılmıyor. Nasıl ki herhangi bir belgelendirme sürecinde disiplinler arası ekipler oluşturularak bir proje yönetimi icra ediliyorsa, herhangi bir üretim sürecini kağıtsız hale getirme işi de benzer mekanizmaları kullanarak ilerleyecektir. Mekanik, elektrik, elektronik, otomasyon, bilgi teknolojileri ve endüstri mühendisliğine ait bilgi ve tecrübeler ortak bir havuzda toplandığında çizgileri net çerçevelerle çizilebilir ve etkin bir liderlik altında istenilen hedeflere ulaşılabilir. Net bir vizyon ve stratejiler oluşturarak, üst yönetim desteğinin hissedildiği kurumsal bir ortak payda yaratmak da, bu yolculuğun olmazsa olmazı olacaktır.

Elbette, farklı disiplinlerin işbirliğini ve çabalarını zorunlu kılan bu yolda şirketler yanlarına alacakları çözüm ortaklarını iyi seçmek durumunda. Bu yıl ilk defa Endüstri 4.0 temasıyla kurgulanan WIN Eurasia Fuarı, tüm sektörlerden paydaşlar için önemli iş fırsatları sunuyor. Her sektörden yüzlerce katılımcı firmanın binlerce profesyonel ile bir araya geleceği bu 4 günlük organizasyonda, eminim ki faydalı iş bağlantıları kurulacak ve Dijital Dönüşüm projelerine start verilecektir. Yöneticiler ve çalışanlar olarak hep birlikte sahaya inme ve kolları sıvama vakti gelmiştir!

 

Verimli ve keyifli bir fuar dileğiyle,

 

 

Tags:

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Bizi Takip Edin
  • Twitter Social Icon
Son Paylaşılanlar

November 9, 2016

Please reload